IX.YÜZYIL VE SONRASI SANAT AKIMLARI
NEOKLASİK
"Yeni Klasizm"i karşılayan Neoklasik akım,sanatta yeniden ilk çağ unsurlarının ön plana çıkması anlamına gelir. Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Bir bakıma bu, antik döneme yeniden yöneliş ya da bir dönüştür.
Bu bakım ,özellikle,Barok sanatının aşırı süslemeciliğine duyulan bir tepkidir. Diğer bir deyişle, klasik çağın sadeliğine duyulan özlemdir.
Neo Klasik Akımın Özellikleri
Heykel:Neoklasik heykelin en özgün niteliği,şekillerin belirginliği ve dış çizgilerdeki akıcılığıdır.Barok heykellerinde görülen dinamizm,Neoklasikte sakinlik ve ağırbaşlılığa dönüşmüştür.
Resim :Yeni tarzın teknik özellikleri, ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren -keskinleşen- çizgilerdir.
Bu akımın en büyük resim ustası Jacgues Louis David (Jak Lui David)(1748-1825)tir.İnceleme fırsatı bulduğu ilk çağa ait eserlerin etkisinden kendini kurtaramayarak Neoklasizme yönelmiştir. Önemli eserleri arasında ; Horas Kardeşlerin Yemini, Dağda Haç, Marat'ın Öldürülmesi sayılabilir.
Avrupa'da özellikle resim ve heykeldekendini gösteren yeni klasikçiler, okyanusu aşarak A.B.D.'yi de etkileri altına almışlardır.
Mimari: Mimaride , Neoklasizm, daha çok modern tarzda yapılan binaların cephelerinde uygulanmıştır. Bunlarda yalnı, klasik tarzdaki plan, simetri ve doğru açı ile anıtsal yapı biçimiuygulanmıştır. Yapılan binalarda sadelik, ölçü ve oranların güzelliği açıkça görülür. Klasizmin temelini Palladio (1508-1580) adlı italyan sanatçı atmıştır. Önemli bir eseri, doğum yeri olan Vicenza'daki Bazilika adlı belediye binasıdır. İki katlı cephesi ve yuvarlak kemerleri ile dikkat çeker.
Sütunların cephede iki kat boyunca yükseldiği "Kolossal Nizam" da Palladio'nun getirdiği bir yeniliktir.
Pariste klasizm döneminde yapılan iki önemli eserde Madlen Kilisesi ve Etual meydanındaki .
ROMANTİZM
Romantizmin doğuşunda, klasizmin antik yapısından çok uzak yepyeni çizgilerin benimsenmesi vardır. Klasik sanatçı için kaynak eski Yunan ve Roma'dır.Oysa;Romantizmde, sanatçı, doğrudan kendisine yönelmiştir. Duyguları ,iç dünyası,kendi gücü onun tek kaynağıdır. Bu bakımdan sanatçının bireysel olarak kendini yorumlaması, kişiliğinin duygusal yanını en iyi biçimde anlatabilmesi, onun sanatsal başarısıdır. Romantizmin kaynağına, özelliğine bakıldığında, onun, modern çağın sanat anlayışının temelini oluşturduğu görülür.
Kişinin kendine yönelmesi, her konuda kendini metaryal olarak görmesi, bir bakıma yeni bir dünya yaratmaktır. Bu yeni anlayış değişik ve alışılmamış bir sanat anlayışınıda beraberinde getirir.
Fransisko Goya (1746-1828) , bu akımın en büyük öncülerindendir. Bir yandan kompozisyon zenginliği öte yandan renkleri kullanımdaki canlılık, onun en belirgin özelliğidir.
Goya'ya özgü çalışma olarak, insan ruhunu ilgilendiren duyguları, özellikle de korku ve endişeleriyalnız kendine özgü konular olarak işlemiştir.Sanatçının önemli eserleri arasında; Şemsiye, Kurşuna Dizilenler, Çıplak Maya, Köyde Boğa Güreşi ve 4.Carlos ve Ailesi'ni sayabiliriz.
Bu akımın diğer ünlü sanatçıları,TeodoreGericault(1791-1824), Eugene Delacroix (1798-1863), DanteGabriel Rozetti(1828-1882)'dir
REALİZM
Realizm, konusu "gerçekçilik" olan bir sanat akımıdır.En önemli özelliği gerçek olanı, gözle görülüp elle tutulanı, tıpkı bir ayna gibi ifade etmesidir.
Realizmin doğuşuna baktığımızda, dünyanın yaşadığı hareketlilik tablosu görülür. XIX. yüzyıldan itibaren değişmeye başlayan hayat görüşü, Romantizmin pembe rengine benzememektedir. Düş dünyası somut gerçeğim görülmesine engel olmaktadır. Nihayet bu değişim, sanatı da etkilemiş ve yalnız somut gerçeği kompoze eden bir akım olarak realizm doğmuştur. Kesin ve kararlı çizgiler, hayatın kendisinden gelen konular, tuvaller üzerinne yansımıştır.
Realist sanatçı Courbert (1819-1879) " Ben hiç melek resmi yapmadım, çünkü hiç melek görmedim" demektedir. Courtbert resimde realizmin kurucusu sayılır. Fırça vuruşları çok güçlüdür. Renkleri karıştırarak açık koyukarşıtlığına önem verir. Resimlerinde işçi ve köylülerigerçek çevreleri içinde olukça gerçekçi olarak anlatır.Önemli eserleri: Karşılaşma, Taş Kıranlar, Onans'ta Cenaze Töreni, Buğday Eleyen Kızlar'dır.
Realist akımın izleyicileri bir sanatçının zengin ve rekli dünyasını tasvir etmek yerine, dünya gerçeklerini gözler önüne sermeyi kendilerine birinci prensip edinmişlerdir. Bu bilgiler, bize realisr akımda sosyal olayların da büyük ölçüde konu oluşturduğu sonucuna ulaştırmaktadır. Bununla beraber yalnız italyan gerçekçileri sosyal konuları en az işlemişlerdir.
Bu akımın diğer önemli sanatçıları arasında Corot (Koro) 81796-1875) sayılabilir. Önemli eserleri: Mortefontain Anıları, Medici'de Fiskiye, Manzara.
Millet (Mile) (1814-1875). Önemli eserleri: Angelius, Başak Toplayanlar.
Honore Daumier (1808-1879) önemli eserleri: Panayır, Don Quichotte ve Sancho Pança( Don Kişot ve Sanço Panşa) sayılabilir.
EMPRESYONİZM
Empresyonizm, kelime olarak "izlenimcilik" anlamına gelmektedir. Dış dünyaya ait olanı, ışığı, renkleri,tepkileri, hüzünleri izlemek ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir.
Bu akımda ışık çok önemlidir. Zaten, o nedenle, empresyonizm "ışık ile resim yapma" olarak tanımlanmaktadır. Empresyonist ressamların izlediği temel kaynak güneştir. Güneş ışığının takibi ve nesneler üzerindeki oyunları, bu akım ressamlarının tuvallerine yansıttıkları ana özelliktir. Ancak bu tarz, zamanla bazı sanatçıların karşı çıkmaları ve tepkilerine maruz kalmıştır. ışık oyunları arsında kaybolan ana kompozisyon, konunun çok önüne geçen yansımaları bu eleştirilerin kaynağı olmuştur. Empresyonizmin öncü sanatçısı Edouard Manet'dir (1832-1883). Resimlerinde kompozisyonda her türlü yapay düzenlemeden kaçarak anlık konuları yakalamaya yönelir. Resimdeki mekan derinliği , ışık oyunlarıyla saf güneş renklerinin içinde eritilir. Önemli eserleri arasında Kırda Kahvaltı, Fülüt Çalan Çocuk, Kadın ile Papağan sayılabilir.
Adolf Von Menzel (1815-1905) : Empresyonizmin yaratıcısı olarak kabul edilen ressam, bu akıma kendine özgü çizgileri ve yeni arayışları ile ulaşmıştır.
Empresyonizmin diğer sanatçıları arasında Cloude Monet (Klod Mone) ve Auguste Renoir (Ogüst Rönuar) anılabilir.
MANET
FOVİZM
XIX.yüzyılın ikinci yarısında sanata bakış açısı tamamen değişmiştir. Artık sanatçının eserine özgürce sahip olma düşüncesi egemen olmaya başlamıştır. Ayrıca, geleneksel çizgilere karşı doğan bir güvensizlik söz konusudur. Bu yönde ilk adım Fransa'da atılır.
Resimde çiğ ve sert renkler kullanmak, bu akımın birinci özelliğidir. Bir resimde gerek ışık alan yerler, gerek mesafe bakımından uzaklıklar, sadece renk değiştirmekle gösterilir. Bu akımın sanatçılarına göre, resim, düz bir yüzeye yapıldığı için, derinlemesine bir arayıştan ibarettir.
Resim, elden geldiğince sade ve temiz boyanmalıdır. Bu özellikleri ile Fovizm pek çok kuralı yıkmış olur. Derinlik hissi, ışık , gölge, kabartma, belirli kenar çizgileri bir tarafa bırakılır. Resim iki ana özellik üzerinde yoğunlaşır. Renk şiddeti ve bunların yan yana konuluşudur.
Bu özelliklerden başka, fovizmde hafiflik ve sevinç gözlenir. Bu akımın en büyük temsilcisi Henri Matisse (1869-1954)'dir.Çiçekler ve Seramik, Kırmızı Balıklar önemli eserleridir.
Fovizmin diğer önemli temsilcileri arasında Georges Brague ve Andre Derain sayılabilir. Brague ve Derain, bazen yolları tuvale , tüpten doğrudan doğruya sıkarak resim yapmışlardır.
Georges Braque Andre Derain Henri Matisse

KÜBİZM
Fovizm'den kopan sanatçıların oluşturduğu bir akımdır. 1907-1914 yılları arasında oluşmuştur. Bir konuda, gözün türlü yerlerden görülebileceği özellikleri bir arada , geometrik şekillerde gösterme esasına dayanır. Geometrik şekiller temel alındığı için bu resimlere "kübik" denilmiştir.
Kübizmin önemli özelliği, üçüncü boyutu tuvalin üzerine , perpektif olmadan getirilebilmesidir. Cisimler parçalanır, öne arkaya katlanır,açılır. değişik cephelerden aynı anda gösterilir. Bu özelliği yansıtabilen tek unsur ise ressamdır. Yani, resmin biçimi tamamen ve yalnızca ressamın elindedir.
Bu akımın en büyük ismi olan İspanyol ressam Pablo Picasso (1881-1973)'dur.Paris'e yerleşmiş ve çalışmalarını burada sürdürmüştür.Son derece etkileyici fırça vuruşları ve neredeyse tek renkli denebilecek mavi bir ton kullanarak resim yapar. Onun bu dönemine Mavi Dönem denir. Sonraki Pembe döneminde renkler daha yalınlaşır.
Picasso'nun resimlerinde konuların hareket noktasına , insan ve toplum oluşturur. Bunlarda mutlaka konu ve figür vardır . Önemli eserleri arasında Avignon Kızları, Ambroise Volard'ın Portresi, Keçi, Barış , Guarnica sayılabilir.
Yukarda anılan bu fovizmden yola çıkan Braque, geometrik cisimlerle oluşturduğu Estaqueda Evleri adlı eseri ile kübist akımın diğer temsilcisi kabul edilir.
Bu akımın bir başka ünlü temsilcisi, Juan Gris (1887-1927) , kübizmin biçimlerini çözerek dağıtır. Buna çözümleme anlamında olan "analitik" adını verir.
Kübizmde analitik dönemin özelliği, geometrik parçalar ve kristalize edilmiş biçimlerden oluşan kompozisyonlarda gözlenebilir.
Pablo Picasso
Juan Gris
FÜTÜRİZM
XX.yüzyılın başlarında, kübizme tepki olarak ortaya çıkar. İtalya'da doğan fütürist resim sanatı, en az gelişen ve izlenen akımlardan biri olmuştur.Çok az sayıda ressam tarafından benimsenmiştir.
Bu akım dış dünyayı bir kenara bırakarak tamamen bir iç dünyayı tuvale aktarır. Savaşların, hızlı makineleşmenin insanların iç dünyasını, duygularını nasıl etkilediği bu resimlerde rahatlıkla izlenebilir. Endişeler, korkular figürlerde canlı şekilde görülmektedir.
Fütürizm bütün yoğunluğunu duygu dünyasında topladığı için romantik akımı andırmaktadır. Diğer taraftan dış dünyadan soyutlanması bakımındanda empresyonizmden ayrılmaktadır.
Bu akım sanatçıları, toplumlarının çarpıklıklarını ya da hayatın temposunu işlemişlerdir. Tarzları olukça alaycıdır.
Fütürizmin öncülüğünü Umberto Boccioni(1882-1916) yapmıştır.Esneklik, Yükselen Kent, Mekan İçinde Hareket önemli eserlerdir. Fütürizmin diğer önemli sanatçıları Giacona Balla ve Gino Severini'dir.
Umberto Boccioni
Gino Severini
EKSPRESYONİZM
XX.yüzyılın en büyük sanat akımlarından biridir. Empresyonizme tepki olarak doğmuştur. Ekonomik sorunlar, siyasi karışıklıklar, sosyal dengesizlikler sanatçıları ekspresyonizme doğru itmiştir. Akım Flemenk ülkelerinde doğarak bütün Avrupa'ya yayılmıştır. Eserlerde ;ekonomik, politik ve sosyal sorunlar canlı renklerle biçimlendirilmiştir.
Bu akımın öncü sanatçısı Edward Munch (Eduar Manç)'tır. Sanatçı ölüm korkusuna tutulduğu için resimlerinde sürekli bir korkuyu işler. Çığlık adlı eseri ekspresyonizmin tüm özelliklerini yansıttığı için bu akımın sembolü olmuştur.
Akımın diğer önemli sanatçıları Oskar Kokoschka (Kokoska) ve Ludwing Kirchner (Krişner)'dir.
Ekspresyonizmde canlı renkler, güçlü ve kalın çizgileri ön plandadır. Sanatçıların fırça vuruşlarında aşırı bir coşku da göze çarpar.
Edward Munch
Oskar Kokoschka
SOYUT RESİM
Non -figüratif, Abstre, Non-objektif gibi isimlerle de bilinir. Doğuş yeri Fransa'dır. Soyut resimde ışık ve rengi kullanarak kompozisyon oluşturma esası vardır. Bu akımın sanatçıları iki unsuruda özgürce işleyerek, iç dünyalarını ya da herhangi bir objeyi tuvale aktarırlar.
Fransa'da Robert Delaunay (1885-1941) Kübizimden yola çıkarak şiirsel yanlarıda bulunan soyut biçimlere ulaşır. Soyut resmi uygulayan sanatçılar, zamanla birbirleriyle üslup ve uygulama bakımından farklılaşmaya başlamışlardır. Bu zıtlıklar ve çatışmalar, soyut resmin daha da gelişmesini sağlamıştır.
Jakson Pollock (Jaksin Pollak) (1912-1956) : İlgi çekici bir tarzı vardır. Tuvali son derece özgür bir şekilde kullanmıştır. Boyaları tuvalin üzerine boşaltarak, onların üzerinde yürümüş ve son derece ilgi çekici eserler oluşturmuştur.
Joseph Albers (1888-1976) : Kompozisyonlarını oluştururken birbiri içinde büyüyen ve küçülen geometrik şekiller kullanmıştır. Genel olarak kare ve dikdörtgenler , sanatçının daha çok ilgisini çekmiştir. Kompozisyonlarında birbirini okşayan ve oldukça canlı tonlar görülür.
Robert Delaunay
Jakson Pollock
Joseph Albers
METAFİZİK
Metafizik, varlığın en genel prensipleriyle, temelindeki ilk nedenleri araştıran bir disiplin anlayışıdır. Metafizik resim , herşeyden önce fütürizmin hareketlilik anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Metafizik akım resim sanatında hareketliliği, dış dünyanın somutluluğunu reddeder.Akılcılıktan ve mantıktan uzak, tamamen düşlerden oluşan kompozisyonlar oluşturur.
Bu akım gerçeküstücülükle paralel bir çizgide görülür.Yaratıcısı Georgia da Chirica'dır (1882-1978). Meydana getirdiği eserlerde dikkat çeken özellik, hareketsiz kuklaların varlığıdır. Metafizik akımın diğer önemli bir sanatçısı da Carlo Carra 'dır.
Carlo Carra
DADAİZM
1915-1922 yılları arasında ortaya çıkar.Dadaizm fransızca "Tahta at" sözcüğünden alınmıştır. Alışılagelmiş resim tekniklerini bırakarak gündelik kullanılan, kağıt, ağaç gibi eşyaları birbirleriyle birleştirerek ilginç sanat eserleri ortaya koymuşlardır.
Dada, çocukların dünyasına ait bir kelime olup, o renkli dünyadaki başlangıçları ve dürüstlüğü ifade eder.
Bunun ortaya çıkışında iki büyük evrensel olay vardır. İnsanlığı karamsarlığa , karmaşıklığa, ümitsizliğe iten bu olaylar, I. ve II. Dünya Savaşlarıdır. İşsizliğin, enflasyonun, politik çekişmelerin yarattığı sıkıntılar, sanatı etkilemiş ve yepyeni bir akım doğmuştur. Dadaizm olarak adlandırılan bu ekolün temelleri, İsviçre'de bir grup genç tarafından atılmıştır.
Akım, çocuksu heyecanlarla akılcılığı reddeder. Onun temelinde, kendini beğenmiş bir akılcılığa karşı çıkma vardır. Dadaistler için mantık sorularının sorulmadığı anlık duyguları yakalamak önemlidir.
Bu hareket içinde gelenekçi sanat da olabildiğine inkar edilip alaya alınmıştır. Duchamp'ın bıyıklı ve isterik bakışlı Mona Lisa tablosu, bu düşüncenin haşin bir örneği olarak ün kazanmıştır.
Hans Arp (1887-1966) : Eserlerini yapıştırma tekniği ile ortaya koymuştur.
Marcel Duchamp (1887-1968) : Amerikalı olan sanatçı ,eserlerinde şekilleri çokça kullanmıştır.
Bu durumda dadaist sanatçıların sürrealizme kayışları da çok kolay olmuştur. Bu sanatçılardan biri de Max Ernst'tir. İnsanın düş gücünü harekete geçiren, sembollerle solu eserler yapmıştır. Betlehem Çocuk Katliamı, Büyük Orman ve Çete en önemli eserleri arasında sayılabilir.
1922'de üyeler arasındaki sürtüşmelerin artması, yıkıcı etkinliklerin bir sınıra dayanması ve çok sayıda Dadaist'in Sürrealizm'e yönelmesi sonucu,varlığını sürdürecek bir zemin kalmadığı için son bulmuştur.

SÜRREALİZM
Akım 1924 yılında Paris'te ortaya çıkmıştır. I.Dünya savaşı'ndan sonra ortaya çıkan en belirgin akımdır. Bu daha önceki iki sanat akımının mirasöısı durumundadır. Büyülü ve gizemli şeylere karşı olan merakını metafizik akımından , saçma ve akıl karıştıran şeylere karşı sevgisinide dadaizmden almıştır. Bilinç altına önem vermek, kübizmin şekilci katılığına bir tür tepki olarak ortaya çımıştır.
Sürrealistler, Freud kuramını sanatla birleştiren ve ilk uygulayanlar olmuşlardır. İnsanın bir anlamda anlık ruhsal çelişkileri, karşı çıkmaları ve buna benzer tepkileri sanata yansımış, sonuçta bu akım doğmuştur.
Bu akım bir anlamda aklın özgürlüğüdür. Hiç bir estetik kaygısı olmadan, bilinçaltı ve üstü düşüncülerin tuvalle kucaklaşmasıdır. Bu sanatsal yaratışta mantıklı bir neden asla aranmaz. Aslında , izleyenlerine zaman zaman rahatsızlık vermiş olsa da, yahut zor anlaşılsa da "gerçeküstü" resimler, yaratıcılarının şartlara, sorunlara verdikleri tapkileri dile getirmişlerdir.
Salvador Dali(1904- ) : Bu akımın en büyük ismi kabul edilir. İspanyol asıllı ressam, eserlerinde kendine özgü bir anlatım geliştirmiştir. En önemli özelliği resimlerini sonsuz bir ufka yerleştirmesidir. Önemli eserleri arasında Bi Yüzün ve Meyveliğin Kumsalda Görüntüsü, Aziz Antonius'un Baştan Çıkarılışı sayılabilir.
Rene Magrette (1898-1967) : Bu sanatçının özelliği, mantık kabul etmeyenin ve sıradışı olanın sembolü olmasıdır. Bu durum hemen bütün eserlerinde dikkati çekmektedir.
Salvador Dali
POP ART
1960'lı yıllar, toplumlarda, II.Dünya Savaşı'ndan sonra gelişen köklü değişmeleri beraberinde getirir. Romantik ve duygu yüklü akımlar yavaş yavaş terk edilmeye başlar. Özellikle , hızla gelişen kent yaşantısının baş döndüren temposunda sanat anlayışıda değişir. Sanayi gelişir, üretim artar ve insanlar, bellki de II. Dünya Savaşı'nın sıkıntıları, yokluklarından sonra gelen bu rahatlamayla tüketime yönelirler.
Tüketimi çekici hale getirmek için reklamlar, renkli afişler, hatta resimli dergi ve romanlar kullanılmaya başlanır. Bu gelişme, beraberinde, yukarıda sözü edilen kentli "tüketim toplumu"nu hedef alan bir sanatın doğmasına ortam hazırlar. İşte Pop Art sanatı, tüketime yardımcı bir reklam sanatı olarak doğar, gelişir.
Çıkış yeri Amerika Birleşik Devletleri (1960) olan bu sanatın esasında var olan tarz, gerçekçiliktir. Tamamen yaşanan çağın renkleri, istekleri, beğenisi, düşünce sistemi hedef alınmıştır. Uygulayıcılar, çağdaş dünyanın imkanlarını kullanmaktan da kaçınmamışlardır. örneğin, baskı tekniği, fotoğraf Pop Art'ın uygulanışında yaralanılan malzemeler olmuştur.
Roy Linchtenstein bu akımın önemli sanatçılarındandır.Genellikle fazla derin anlam taşımayan resimler yapmıştır.
Claes Oldenburg: Genellikle yaptığı yalancı sosisler, yiyecekler, dondurmalar ya da fırın vitrinleri ile tanınır. Bu akımın diğer sanatçıları arasında Andy warhol da anılabilir.
Giderek, bu akımla, insanların günlük ihtiyaçlarına yönelik tüketim malları, teknik araçların yardımı ile sanat tarihinin bir parçası olacak şekilde anıtlaştırılmıştır.
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »